20 Mayıs 2019 Pazartesi

DİBE VURDUM KABUL


Ya gülüp geçeceksin; ki bu nasıl yapılıyor bilen varsa lütfen öğretsin?
Ya da her gün ve her gece ağlayacak “bu neden benim başıma geldi” sorusuyla hasta olup öleceksin.

Yaşadığımız her şey bize özeldir. Benim derdimi sen alsan, belki seni böyle acıtmaz. Seninkini ben sırtlasam, belki dert gibi bile gelmez :)
Ondandır ki hiçbir acıyı yargılamak olmaz. Ateş düştüğü yeri yakar çünkü...

Bir derdim var ! Tıpkı hastalık gibi;
Kalp ağrısı, nefes darlığı...

Kime anlatsam geçecek diyor. Dinlemiyor değilim, umutsuz değilim. Ama geçmiyor. Şiddeti değişiyor, akıl sağlığımı, dengemi bozuyor da yine de geçmiyor...
Tek tesellim ne biliyor musun? Bu acının bir gün yok olacağını bilmek. Çok büyük bir teselli olmasa da :) ayakta durmama yardım ediyor.
Ben, hatalar yapan bir kulum; herkes gibi. Büyük hatalardan geldim bu sayfaya. Yazılarıma şöyle bir baktım da şimdi, acımın uzun sürmesi hatamın büyüklüğü...
Elbette yalnız değildim, yardım edenler oldu; hayır sebep olanlar!!
Sebep oldular düşmeme, kalkmadan sürünmeme.
Onları suçlayarak çok uzun zaman geçirdim. Oysa suçlu bendim,onlara izin verdiğim için!
Bugün bir şeyler fark etmiş, geri adım atmak istemiş olsam bile; gücüm yetmiyor olanları düzeltmeye. Yaralar açtı m, belki bir enkaz yarattım. Toparlanır dedim, sevgim büyük dedim. Olmadı. Toparlanmadı.


Sen bekledin mi sevdiğini bir yıl? Yanındayken bile deliler gibi özledin mi?
Sen hiç çok severken gitmeyi istedin mi?
Fabrika gibi çalışan beynin yanmasın diye kendi kendine konuştun mu?
Tanımadığın insanların masasında bulup kendini, ben niye buradayım dedin mi?
Hiç mutlu olmadığın halde mutlu rolu yapıp, bir şeyin yokmuş gibi davrandın mı?
Acıyan kalbini söküp yerinden atmak istedin mi? Varsa, verin yenisiyle devam edeyim diye diledin mi?
Sevdiğin eşyaların uğursuzluğuna inanıp, toplayıp attın mı hiç?
Her kahve içtiğinde, her uçak geçtiğinde, dakikalar üst üste geldiğinde, tüm dilek dileme anlarında onu diledin mi hiç?
Tek mutluluk sebebin tek bir kişi oldu mu bu hayatta, bu YAŞTA BİLE???
Onun karşısında hiç gururun kalmadan sevgisini istediğin oldu mu?

Biliyor musun daha o kadar çok satır yazabilirim ki tahmin bile edemezsin :))

Bak bu benim işte!
Tam bir yıldır bitkisel hayatta olan, karakterini, gururunu hiç umursamadan onu bekleyenim ben.
Bak ben acı çekenim. Kafası karışan, ruhu daralan, karanlıktan kurtulamayan, içten gülemeyen, sabrı tükenen, tahammülü olmayan, yalnız kalan, özleyen, ağlayan, dibe vuran!

Dipte olsa bile, kurtarılmak için çığlık çığlığa bağıran ben!
Kurtar beni, biliyorum beni sevdiğini.


Deniz Yılmaz Kılıç
20 Mayıs 2019


15 Mart 2019 Cuma

DELİ ÇIKMAK GÜZELMİŞ


Hep delirmekten korkardım; meğer deli olmanın faydası bile varmış :)
Bak ciddiyim, tadı daha güzel çıkıyor hayatın.
Ne anladık ki mantığa tutunup, her şeyi doğru yapmaya çalışmaktan?
Bırakmak gerek! Her şeyi oluruna barakıp, çok düşünmeden gelişine yaşamak gerek.

Bakma öyle yapalım böyle yapalım dediğime; kolay iş değil. Kimse için kolay değil yaşamak. Ama akışına bırakmak??
Bir süredir mücadeleyi bırakıp kabullenmeye çalışıyorum. Heh! İşte tam da bu noktada, o ince çizgide, ne olduysa orada oldu :)
Nasıl desem: bir rahatlama, kafada kurmama, boş boş bakma (şaka şaka 🙃)
Bunu yapmak mesela işte!!
Çok dramatik çok ciddi yazılar yazmamak gibi, içimden geldiği gibi, hayatı çok ciddiye almamak gibi...
Nasıl istersem öyle yapmak mesela??
Ağlamak şimdi şu an. Ardından kalkıp dans etmek tükenene kadar nefesim...
Ve yine devam etmek yaşamaya, her şeyi kabullenip.
Kimse kolay demiyor; hiçbiri kolay değil. Ama işte nasıl olsa “deli çıktım” deyip kendini motive ediyorsun.
Hayat 1 kere, onu da deli yaşa ne olacak? 😎

Deniz
15.03.2019



14 Ocak 2019 Pazartesi

LÜTFEN SEN DE KABULLEN



İnsan en çok kendini sevmeli bu hayatta. Ve bunu öylesine söylemeden, buna inanarak yaşamalı. 
İnsan en çok neden kendini sevmeli peki?
Çünkü her şey olur&biter, birileri gelir&gider, problemler var olur&yok olur... Ve sonunda, kişi HEP kendisiyle baş başa kalır. Nihayetinde yalnızdır. 
O zaman neden en çok kendine eziyet eder? Neden hayatı olduğu gibi kabul etmek yerine onunla savaşır? Bu oyunda tek sağ kalması gereken aslında kişinin kendisi değil midir? 
Bence hayat derin bir şey. O derinliği görebilmek de bir şey! 
Anlamı ve anlamsızlığı keşfetmiş o kadar az insan varken, sence de biz çok şanslı değil miyiz? 
Birkaç şey kaldı şu hayatta bizi zorlayacak; onları da aşarsak çok yara almadan, işte o zaman bu hayat, huzurlu bir maceraya dönüşecek emin ol :)
Kimisi kaba, aptal, kapasitesiz, şanslı, paralı, parasız, yanlış, kimi hiç doğru olmamış, kimisi hiç iyi insan olmamış, hepsi kabulümüz!
Hayat çok zor. Kabul.
Hayat çok pahalı. Kabul.
Hastalığım ağır, ağrılarım dayanılmaz. Kabul.
Kabullenmek kadar hafifletici başka ne var şu hayatta? 
Kabulleniyorum, ölümü, doğumu.
Kabulleniyorum eskiden eşsiz olan aşkımın şu an yok oluşunu.
Kabulleniyorum ilişkimin boyut değiştirmesini.
Kabulleniyorum, bir aptalın iş bilmezin, verdiği kararlara uymam gerektiğini. 
Kabulleniyorum, çirkinliklerin, soytarıların dünyasında hiç bozulmadan ben olarak kalmanın zorluğunu.
Hayatı bu haliyle kabul ediyorum. İçim huzur dolu.
Çok şükür ❤️🙏🏻

Deniz Y. Kılıç
11.01.2019


2 Ocak 2019 Çarşamba

ZOR OLAN NEYDİ


Biliyorsun, yaşamak gerçekten zor.
Öyle laf olsun diye değil, gerçekten söylüyorum. Canını çıkarır hayat, gel bu yaşlara anlarsın.
Daha dün mutluydum bende bak!? Ne oldu? Niye buradayım?
Hayat işte; anlatıyorum, yazıyorum; dinlemiyorsun ki!?
Hayat evirir çevirir, ne yapar eder; beklemediğin yerden sorar bir gün, hazır ol!

Ben ya, içi kıpır dışı zıpır, dünya yansa umurunda olmayanlardan, ben!
Beni bile şaşırtmadı mı?
Ağlatmadı mı?
Sormadı mı yaşadığım muhteşem yılların hesabını?
Ödetmedi mi bedelini verdiği mucizenin?
Ağlattı, ödetti, sordu, savurdu hatta yaktı kavurdu. Net! :)

E ne yapalım, ölelim mi?
Hayır efendim ölmeyelim! Çünkü daha neler var neler şu hayatta. Ne acılar ne yangınlar...
Onları da görmeyelim mi?
Dersler çıkarıp sonrakinde daha akıllı olmayalım mı?
Tecrübenin büyüttüğü yürekler olmayalım mı?
Saçımızdaki beyazın ardındaki hikayemizi miniciklere anlatırken havamız olmasın mı?
Olsun tabii...

Yaşadığın hayatın içinde büyük anlamlar ararken yaşlanıp yiteceksin.
Madem öyle, gerçek bu; o zaman neden bir masala dönüştürmüyorsun hikayeni?
Neden bu kadar ciddiye alıyorsun her şeyi?
“Hayat bir sahne; oyna ve gitse” eğer; çılgınlığın dibine vurmamak için gerekçen ne?
Bugün değiştir hikayeni ve başı sonu delice olsun.
Çünkü hayat 1 kere 😄✨

2 Ocak 2019

Deniz Yılmaz Kılıç

24 Ekim 2018 Çarşamba

BU YILI SEVMEYENLER EL KALDIRSIN


Oysa ben, bu yıl için yazı yazmıştım; şen şakrak, umut dolu, pozitif...
Planlamamıştım, sadece istemiştim, dilemiştim. Güzel şeyleri, herkes için mucizeleri...

Yok! Tamam. Küsmüyorum, alınmıyorum ama beklemiyordum da bu kadarını??

Geriye dönüp bakmayacaksın derler;
E şimdi ben koskoca 2018´e dönüp bakmayacak mıyım?
Bana öğrettiklerinden hiç ders çıkarmayacak mıyım?
Aldıklarından, verdiklerinden, açtığı yaradan, bıraktığı hasardan bir şey öğrenmemiş gibi mi yapacağım?

O da ben de biliyoruz ki; 2018 yılı beni büyüttü.
Bunca yılı yaşayan ben daha yeni mi anlıyorum hayatı? Bu mümkün mü? Tabii ki hayır!
Sadece, öyle sanıyorum. Hala, en ufak bir fikrim yok hayata dair! Acıdı, parçalandı, şıkıştı kalbim evet. Ama ben daha hiçbir şey görmedim.

Henüz bilmiyorum, bitti mi? `Artık her şey güzel mi olacak´? bilmiyorum...

`Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var´ demiş ya şair; hah işte tam da böyle...
Yeni yıl, her zaman güzel değilmiş.
Ama ben ondan güzellikler istemeye devam edeceğim.

Bence sen de iste. Neyin ne zaman gerçekleşeceğini asla bilemezsin :)

Deniz Yılmaz Kılıç
25 Ekim 2018
00:23

30 Ağustos 2018 Perşembe

Meğer Olurmuş Hep


Döndün mü?
Ben gitmeden yetiştin mi?
Yeniden masalı mı yaşayacağız, yoksa aşktan sarhoş mu olacağız?

“Bir kabustu yaşananlar, geçti sevgilim bitti” dediğin gün gelecek mi bilmiyorum. Elimde kalan tek şey hayallerim, bırak biraz daha umuda tutunup burada kalayım. Tatsız bir haber vereceksen de dur biraz, toparlanayım...

Seni unutmak değil de senden geçmek istediğim. Yaşanmamış saymak değil de “güzeldi” diyebilmek istediğim. Yaparım be! Ben de güçlüyüm; anladım öyleyim...

Kendimden korktum senden korktuğumdan daha çok! Beni bilirsin; yakarım gemileri zamansız.
Sabrı bilmem, telaşım meşhurdur. Belirsizse bir adım ötem; olmaz! İstemem!!
Marifet değil bilirim; bilirim de... kendime söz geçiremem.

Şimdi hala bilmiyorum; yani bir adım ötem hala karanlık. Yine de burada, yanındayım.
Ama nasıl bir korkuyla ve merakla. Nasıl büyük bir özlemle ve kırgınlıkla buradayım bir bilsen...
Gitmedim, gidemedim. Kırılan parçalarımı topladım, şişen gözlerime çayla masaj yaptım, açılan yaralarımı sardım. Bunları hep yalnız yaptım. Zaten uzun zamandır yalnızım, alıştım!

Gel mi desem git mi sana? Bilmiyorum.
Hangisi ileri taşır ki bizi?
Sen söyle kalbim sevgilim, sen söyle!?

30.08.2018
Deniz

28 Temmuz 2018 Cumartesi

KARANLIK BAZEN UZUN SÜRER


Hani bazı şeyler için hep derler ya “kıymetini bil” diye; o öyle yabana atılacak bir ifade değilmiş meğer!!!
İçinde fırtınılar koptuğunda; O nasihatler, insanın kulaklarında çınlıyormuş meğer...

Her ne olursa olsun, eğer gülümsediğin anlar varsa; dur ve biraz düşün lütfen çünkü birkaç dakika içinde değişebilir hayat. Canın çok yanabilir, huzurun kaçabilir, bu tatsız durum sonsuza dek sürecekmiş gibi gelebilir...

Her şeyin anlamını yitirdiğini sandığın anlar olacak hayatta. Sonra yeniden anlamlandığını göreceksin; yeter ki sabret!

Büyükçe bir mutluluk içinden çıkıp, şimdi hüznün en dibinde olmak acıtıyor da oradan biliyorum ben de. Sen gel beni dinle; hayat bi kere; boş ver!!

28 Temmuz 2018

Deniz Yılmaz Kılıç

1 Ocak 2018 Pazartesi

1 Ocak 2018

2018 hoş geldin✨

Aşkla geleceksin biliyorum; sevgi ve huzurla. Bol kahkaha ve keyifle. Tadın da olacak tuzun da!
Kim ne dilerse yüreğinden,
Kim ne isterse iyilik içeren,
Hepsi bu yıl gerçek olacak biliyorum.
Hep iyiliğin olduğu bir yıl olacak bu yıl. Daha çok yardım ettiğimiz, daha fazla sevdiğimiz, daha çok paylaştığımız, daha çok gülümsediğimiz.
Ben yürekten inanıyorum; artık daha fazla insan olacağız. Duygularımızı önemseyerek yaşayacağız.

30 Ekim 2017 Pazartesi

Bir Kadından Hikayeler

Aslında mutsuzdu kadın;

Sanki hep koşuyordu, hiç durmadan nefes nefese...
Bir es veremiyordu hayatına. Tıpkı filmlerde olduğu gibi yapıp, zamanı dondurmak istese de yapamıyordu. Çünkü bu, onun gerçekliğiydi. Koşmak!

Aslında mutsuzdu kadın; 
Kendine zamanı yoktu. Kendini tanımaya, anlamaya bile yoktu zamanı...
Dur, sen kendinle kıyaslama bu kadını! O senin, benim gibi değil!


Sabahları kendi saatinde değil, çocuklarının saatinde uyanan, akşama kendi sevdiği değil; çocuklarının sevdiği yemeği yapan, gün içinde hiç durmayan derleyen, toparlayan kadın bu. Bu kadın gerçek, bu kadın güçlü, bu kadın özel! 

Bencilliğin tanımını bilmeyen bu kadın "Anne". Ama sadece benim zamanımda vardı onlardan. Onları şimdi böyle anlatınca, gerçeğinden bir taneye sahip olmuş olmak ne büyük mutluluk!!

Aslında ona sorsak,  "mutsuz değilim" der eminim. "Mutsuz değilim çok güzel hayatım".

Oysa hayat onun değildi; o sadece sahip olduğu ailenin hayatında var oldu.
Eğer sen de gerçek bir "Anne"ye sahipsen, başının üzerindeki yere koy onu. 
Ve sakın indirme! 

Deniz Yılmaz Kılıç
30/10/2017


26 Ekim 2017 Perşembe