24 Ekim 2018 Çarşamba

BU YILI SEVMEYENLER EL KALDIRSIN


Oysa ben, bu yıl için yazı yazmıştım; şen şakrak, umut dolu, pozitif...
Planlamamıştım, sadece istemiştim, dilemiştim. Güzel şeyleri, herkes için mucizeleri...

Yok! Tamam. Küsmüyorum, alınmıyorum ama beklemiyordum da bu kadarını??

Geriye dönüp bakmayacaksın derler;
E şimdi ben koskoca 2018´e dönüp bakmayacak mıyım?
Bana öğrettiklerinden hiç ders çıkarmayacak mıyım?
Aldıklarından, verdiklerinden, açtığı yaradan, bıraktığı hasardan bir şey öğrenmemiş gibi mi yapacağım?

O da ben de biliyoruz ki; 2018 yılı beni büyüttü.
Bunca yılı yaşayan ben daha yeni mi anlıyorum hayatı? Bu mümkün mü? Tabii ki hayır!
Sadece, öyle sanıyorum. Hala, en ufak bir fikrim yok hayata dair! Acıdı, parçalandı, şıkıştı kalbim evet. Ama ben daha hiçbir şey görmedim.

Henüz bilmiyorum, bitti mi? `Artık her şey güzel mi olacak´? bilmiyorum...

`Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var´ demiş ya şair; hah işte tam da böyle...
Yeni yıl, her zaman güzel değilmiş.
Ama ben ondan güzellikler istemeye devam edeceğim.

Bence sen de iste. Neyin ne zaman gerçekleşeceğini asla bilemezsin :)

Deniz Yılmaz Kılıç
25 Ekim 2018
00:23

30 Ağustos 2018 Perşembe

Meğer Olurmuş Hep


Döndün mü?
Ben gitmeden yetiştin mi?
Yeniden masalı mı yaşayacağız, yoksa aşktan sarhoş mu olacağız?

“Bir kabustu yaşananlar, geçti sevgilim bitti” dediğin gün gelecek mi bilmiyorum. Elimde kalan tek şey hayallerim, bırak biraz daha umuda tutunup burada kalayım. Tatsız bir haber vereceksen de dur biraz, toparlanayım...

Seni unutmak değil de senden geçmek istediğim. Yaşanmamış saymak değil de “güzeldi” diyebilmek istediğim. Yaparım be! Ben de güçlüyüm; anladım öyleyim...

Kendimden korktum senden korktuğumdan daha çok! Beni bilirsin; yakarım gemileri zamansız.
Sabrı bilmem, telaşım meşhurdur. Belirsizse bir adım ötem; olmaz! İstemem!!
Marifet değil bilirim; bilirim de... kendime söz geçiremem.

Şimdi hala bilmiyorum; yani bir adım ötem hala karanlık. Yine de burada, yanındayım.
Ama nasıl bir korkuyla ve merakla. Nasıl büyük bir özlemle ve kırgınlıkla buradayım bir bilsen...
Gitmedim, gidemedim. Kırılan parçalarımı topladım, şişen gözlerime çayla masaj yaptım, açılan yaralarımı sardım. Bunları hep yalnız yaptım. Zaten uzun zamandır yalnızım, alıştım!

Gel mi desem git mi sana? Bilmiyorum.
Hangisi ileri taşır ki bizi?
Sen söyle kalbim sevgilim, sen söyle!?

30.08.2018
Deniz

28 Temmuz 2018 Cumartesi

KARANLIK BAZEN UZUN SÜRER


Hani bazı şeyler için hep derler ya “kıymetini bil” diye; o öyle yabana atılacak bir ifade değilmiş meğer!!!
İçinde fırtınılar koptuğunda; O nasihatler, insanın kulaklarında çınlıyormuş meğer...

Her ne olursa olsun, eğer gülümsediğin anlar varsa; dur ve biraz düşün lütfen çünkü birkaç dakika içinde değişebilir hayat. Canın çok yanabilir, huzurun kaçabilir, bu tatsız durum sonsuza dek sürecekmiş gibi gelebilir...

Her şeyin anlamını yitirdiğini sandığın anlar olacak hayatta. Sonra yeniden anlamlandığını göreceksin; yeter ki sabret!

Büyükçe bir mutluluk içinden çıkıp, şimdi hüznün en dibinde olmak acıtıyor da oradan biliyorum ben de. Sen gel beni dinle; hayat bi kere; boş ver!!

28 Temmuz 2018

Deniz Yılmaz Kılıç

1 Ocak 2018 Pazartesi

1 Ocak 2018

2018 hoş geldin✨

Aşkla geleceksin biliyorum; sevgi ve huzurla. Bol kahkaha ve keyifle. Tadın da olacak tuzun da!
Kim ne dilerse yüreğinden,
Kim ne isterse iyilik içeren,
Hepsi bu yıl gerçek olacak biliyorum.
Hep iyiliğin olduğu bir yıl olacak bu yıl. Daha çok yardım ettiğimiz, daha fazla sevdiğimiz, daha çok paylaştığımız, daha çok gülümsediğimiz.
Ben yürekten inanıyorum; artık daha fazla insan olacağız. Duygularımızı önemseyerek yaşayacağız.

30 Ekim 2017 Pazartesi

Bir Kadından Hikayeler

Aslında mutsuzdu kadın;

Sanki hep koşuyordu, hiç durmadan nefes nefese...
Bir es veremiyordu hayatına. Tıpkı filmlerde olduğu gibi yapıp, zamanı dondurmak istese de yapamıyordu. Çünkü bu, onun gerçekliğiydi. Koşmak!

Aslında mutsuzdu kadın; 
Kendine zamanı yoktu. Kendini tanımaya, anlamaya bile yoktu zamanı...
Dur, sen kendinle kıyaslama bu kadını! O senin, benim gibi değil!


Sabahları kendi saatinde değil, çocuklarının saatinde uyanan, akşama kendi sevdiği değil; çocuklarının sevdiği yemeği yapan, gün içinde hiç durmayan derleyen, toparlayan kadın bu. Bu kadın gerçek, bu kadın güçlü, bu kadın özel! 

Bencilliğin tanımını bilmeyen bu kadın "Anne". Ama sadece benim zamanımda vardı onlardan. Onları şimdi böyle anlatınca, gerçeğinden bir taneye sahip olmuş olmak ne büyük mutluluk!!

Aslında ona sorsak,  "mutsuz değilim" der eminim. "Mutsuz değilim çok güzel hayatım".

Oysa hayat onun değildi; o sadece sahip olduğu ailenin hayatında var oldu.
Eğer sen de gerçek bir "Anne"ye sahipsen, başının üzerindeki yere koy onu. 
Ve sakın indirme! 

Deniz Yılmaz Kılıç
30/10/2017


26 Ekim 2017 Perşembe

17 Ekim 2017 Salı

Kendine İtiraf


Ben diyim; "bu ne buhran ayol"?! Sen de; "eyvahlar olsun depresifizzz"!

Sokaklarda, suratı sirke satan insanları eleştirirken, sinsiden yaklaşan mutsuz ruh halini göremezsin. Sen kendininkinde değil, başkasının hayatında yaşarsan, farkında olmadan, uçuruma sürüklenirsin.
 (Tamam tamam "uçurum" gereksiz abartı oldu farkındayım😬)

Yani diyorum ki; bugünlerde hiçbirimizin mutlu olamayışının sebepleri olmalı. Öyle değil mi?
Birkaç tane neden var aklımda, bırak sayayım da rahatlayayım :)

Öncelikle; huzurlu ve güne sakin uyanamıyoruz çoğumuz. İnşaat gürültüsüyle uyanmak ve gün içinde aynı sese, ta ki hava kararıncaya dek maruz kalmak! (Bu benim en büyük mutsuzluk nedenim)
Bence bir insanın bilinçaltını kirleten ve insanı gergin bir ruh haline sokan şey gürültü.

İkinci ve kuvvetli olduğunu düşündüğüm diğer bir sebep; yalnızlık!
İnsanların eskiden dostları vardı. Komşuları, yakınları, arkadaşları...
Şimdi soruyorum sana; senin hala arkadaşın, dostun var mı? Gerçekten yani??
Seni dinleyen;  derdine ortak olabilecek kadar iyi dinleyen, seninle birlikte çözüm bulmaya gayret eden. Bencilleşmemiş yakınların var mı? Yalnız kendini değil seni de düşünen biri var mı?

Bir sürü şey değişiyor her gün hayatımızda. Yaşadığımız ülkede olan bitenler dahil; her türlü negatif gelişmenin de yansıması var bize.

Eh etti mi sana koca iki neden!?

Duur daha bitmedi...
Bir de şu saçma ötesi sosyal medyaya olan bağımlılık! Ben yazarken kendimi ayırmıyorum ben de aynı durumdayım. Kimse kızıp "sanki sen bağımlı değilsin" demesin.

Niye mutlu numarası yapar insan? Mutsuzum demek zor mu? Ya da suç mu? Ayıp? Yooo bildiğim kadarıyla hiçbiri değil :)
Mutsuzum ayol ben! Baya baya mutsuz!
Ülkenin durumundan, yalnızlıktan, rutinden, dürüst olmayan ilişkilerden, dostuk diye bir şeyin kalmayışından, bozuk psikolojilerden, bencillikten...
Korkmasak söylemekten, nasıl da rahatlayacağız. Nasıl tedavi edeceğiz mutsuzluğu bir bilseniz...
Kendine, kendini itiraf etmektir erdem. Kendini nasıl hissediyorsan söylemektir.

Sen de denemek ister misin kendine dürüst olmayı?

Deniz Yılmaz Kılıç
17.10.2017



11 Ekim 2017 Çarşamba

Güzelleşecek Gün


Ben hiç kapılarımı kapatmamıştım umuda; sadece biraz aralamıştım...

Her gün birşeylerin daha da tuhaflaştığı şu dönemin, hızlıca akıp gitmesi için, eskisi gibi birbirimize güvenip, saygı duymak için, yardımlaşmak, hoş görülü olmak ve yeniden sevebilmek için; ne gerekiyorsa yapmaya hazırım.

Çünkü bugün gördüm ki; aralık duran o kapıdan içeri umut girdi!

Dostlara buradan teşekkür...

11.10.2017
Deniz Yılmaz Kılıç

15 Eylül 2017 Cuma

Deniz Bugün Dalgalı


Hayatla ilgili ne zaman bir şeyler düşünmeye başlasam; beni durduran, aklımı karıştıran birşeyler çıkmıştır mutlaka.
Kendimi, konudan km'lerce uzakta bulmuşumdur hep!
İstemiyor işte, onunla ilgili plan yapmamı, onun hakkında düşünmemi bile istemiyor.
Haksız da sayılmaz aslında!
Ne yapacaktım ki plan yapıp?
Sanki benim istediğim gibi mi şekillenecekti hayat?
Biz nedense, yaşananlardan ders alanlar olamıyoruz :) Binlerce örneği görüp, duysak bile...

Kendi adıma yaptığım hatayı biliyorum; biliyorum da...  :)

Bir diğerinin yaşadığına uzaktan bakıp; "aa öyle mi olmuş, hımm demek onun başına bu gelmiş" demekten kendimi alamıyorum. Aslında hayat hep tekrar etmiyor mu?
Diğer İnsanlardan farklı değil ki hayatlarımız. Kimse baammmmbaşka bir hayat sürmüyor ki!?
Her gece ve her gündüz, her gün ve her an, aslında hepimiz, hep aynı şeyleri yaşıyoruz.
Acılardan, kayıplardan, kazançlardan ya da mutluluktan dersler çıkaramıyoruz. Oysa, varken kıymetini bilsek bazı şeylerin. Sağlığın mesela? Aşkın?! Yanındaki desteğin, dostun, kardeşin!!

Bizi yaratan böyle yaratmış; "gafletle" demesek mesela?? Düşmesek o gaflete?

Bir ses yükseliyor şimdilerde etraftan, duyuyorum. "Farkındalığımız yüksek" e hadi o zaman o farkındalığını kullan.
Farkında mısın? Bugün tekrar yaşanmayacak. Şu an geri gelmeyecek.
Ellerinde ne varsa sarıl sakla. Sahip olduklarına kıymet ver. Sağlığını koru. Sevdiğine sarıl.

Deniz Yılmaz Kılıç
15 Eylül 2017

14 Şubat 2017 Salı

Masal Olsa Hayat


       
          İşte bak! ben de bugün dipte uyandım!
Açtım evet gözümü ama bir gün önce içimde fırtına koparan duygularla uyandım. Onlar gitmemiş, hala orada dururken uyandım. Uyku bir süre işe yarıyor anlaşılan...
Hayatın bir masal olması gerektiği konusunda epeyce direndim. Hala "neden olmasın" diyorum. Ama bunun gibi günler ve duygularda olduğumda, kendimi kandırdığımı görüyorum. Ki, bu hiç hoş bir deneyim olmuyor :)
Şimdi var olan durumun dışından bakmaya gayret ediyorum. Buradaki "gayret" sözcüğüne dikkat! :) Cidden büyük çaba sarfediyorum! :)
Evet bir şey olmuştu!
Evet öfkesi büyük, sıkıntısı derindi...
Birkaç soru sormam gerekli şimdi kendime!
Öfkenin ve üzüntünün bana ne tip bir faydası var?
Şimdi ne yapsam daha iyi hissederdim?
Hangi seçeneklerde, bulunduğum durumun etkisini azaltabilirdim?
Ve bunu istiyor muyum? Toparlanmayı?
Sordum sordum yine sordum, güçlü soruları kendime...
Sihirli değnektir sorularım. Öfkemi hafifletti. Canım daha az sıkkın, başımın ağrısı yok oldu, kendimi kapattığım yerden; iç dünyamdan dışarı çıkabilirim artık.
Olaylarda bir değişiklik yok. Hala tatsızlar. Ancak ben baktığım yeri değiştirdim. Bu bakış açısıyla üstesinden gelebilirim.

Bir tek şeye hala takılı kalıyorum;
Ne olurdu masal olsaydı hayat? :)

Deniz Yılmaz Kılıç
Şubat 2017