23 Ağustos 2015 Pazar

ÇOCUKKEN GÜZELDİ BURASI



Biz, yağmurun ardından kokan nefis toprakta oyunlar oynamış, buna hiç doymamış çocuklardık. Acıkınca bakkaldan abur cubur alıp, deftere yazdıran, komşudan bir bardak su içerken hiç korkmayan. 
Komandoculuk, saklambaç, yakartop oynar, sokakta gece yarısına kadar güvenle enerjimizi atardık. O mahalle bizimdi, arka bahçe, ön bahçe, sokak, cadde... Bakkal, komşu, arkadaşlar; onlar da olmazımızdı. 
Herkesi tanırdık o yaşımızda. Birinin annesi hepimizin annesi olurdu. Karnımız acıkır, hiç utanmadan "bana da ekmek arası yapar mısın Fatma teyze" derdik. Bir güzel yerdik elimizdeki ekmeği.
Kış olur, bütün mahalle sokağa dökülür, en büyük kardanadamı yapardık. Burnuna takılacak havucu kim getirecek buna takılmazdık. O havuç mutlaka hazırdır birinin cebinde. 
Bencillik, ego, cimrilik bildiğimiz terimler değildi. Öğrendik...
Biz yağmurda, çamurda, baharda, kışta, karda... Biz dört mevsim sokakta güvenle korkmadan oynayan çocuklardık. Şimdi kimse bilmiyor da kıyaslayamıyor. Hiçbir şeyde yok bu özgürlüğün tadı. 

Biz şanslıydık demeyeceğim. Keşke bunları koruyabilseydik diyeceğim. 
Sokaklar korkutucu olmasaydı keşke. Bir çocuk mutlu ve huzurlu oyun oynayabilseydi. Komşularımızı hala tanıyor olabilseydik. Bir bardak su isteyebilseydik...
Hayatı, bize yabancı olmayan diğer insanlarla paylşabilseydik keşke. 
Yabancılaşmasaydık!

DY
8/2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme