4 Ocak 2016 Pazartesi

İste Güzeli Sabaha Sende


Ve ben ona dedim ki;
Sakın kaybetme duygularını! Seni sen yapan onlar...
İç sesimle çok konuşurum ben, hım tamam dürüstçe yazacağım :)
Kendi kendime çok konuşurum ben. Sürekli ama sürekli sorular sorarım kendime. Bu, sıklıkla sıkıcı olsa da çevremdekiler için; yılmam sorarım.
Yalnızken çok konuşurum kendimle; aklıma ne gelirse...

En çok bunu soruyor ve sorguluyorum son dönemde; "biz hangi ara bu kadar acımasız olduk ve bu işin sonu nereye varır?" Bir şey oluyordu, herhangi bir şey... Sonra dönüp tepkileri alıyordum: Nasıl da acımasızdı, nasıl da soğuktu tepkiler...

Ölüm, hastalık, can sıkıcı ne kadar dert varsa; birisi için ayyuka çıktığında, bir diğeri umursamıyordu; görüyordum. Gülümsüyordu hatta bazen, görüyordum.
Tamam, hayat devam ediyor hepimiz için ama duygular? Yasımız? Yoldaşlığımız? Yanındalığımız? Kalpten sarılışımız?
Bir gariplik var bizde biliyorum. Ya yediğimiz bir şey dokundu ya da yaşadığımız!!!

Evet kilit cümle buydu!
Yaşadığımız bir şey dokundu bize!!!
Bazılarımıza dokundu yaşadığı ve acımasız oldu (kim suçlayabilir ki?)
Bazılarımız öyle güzel sindirdi ki yaşadıklarını, duygularını kaybetmedi (yaşasın!)

Öyle tepeden tepeden konuşup "acımasız olmam" demeyeceğim, öyle olanı da yargılamak haddimize değil.
Sadece tek istediğim; yediğim ya da yaşadığım bir şey dokunursa bana; insan kalabilmek. Acımasız ya da kalpsiz görünmemek. Beni ben yapan duygularımdan ayrı düşmemek.



En derin sevgilerimle,

Deniz Yılmaz Kılıç
4/1/2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme